9786258724691
387931
https://www.marufkitap.com/ismail-hakki-bursevi-nin-ruhu-l-beyan-tefsirinde-allah-in-varliginin-delilleri
İsmâil Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyân Tefsirinde Allah’ın Varlığının Delilleri
144
Allah'ın varlığı ve birliği konusu, insanlığın en temel metafizik arayışlarından biridir. Kelam
ilminin ortaya çıkış amacı da bu arayışa cevap aramak ve insanlara makul açıklamalar
sunmaktır. Tasavvuf ilmi ise bir Müslüman'ın Rabb'ini tanıyarak O'na yakınlaşmasını ve
insanın arzu ve istekleri yerine ilahi iradeye yönelmesini sağlamayı hedefler. Her iki ilmin
ortak amacı, kul ile Yaratıcı arasındaki bağı güçlendirmektir. Bu çalışma, kelam ve tasavvuf
ilimlerinin Allah'ın varlığı konusundaki kesişim noktalarını ele almayı amaçlamaktadır.
Çalışmanın temel kaynağını oluşturan Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l Kur'ân adlı tefsirin müellifi
İsmâil Hakkı Bursevî, 17 yüzyılın önemli mutasavvıflarındandır ve Celvetiyye tarikatının
Hakkîlik kolunda şeyhlik yapmıştır. Aynı zamanda Bursa'da imamlık görevini sürdürürken
verdiği vaazlar sırasında Rûhu'l-Beyân tefsirini kaleme almıştır. Rivayetlerle desteklenen bu
tefsir, tasavvufî terminolojiye dayalı işârî bir karakter taşımaktadır. Bursevî, batınî bakış
açısına yönelmekle birlikte, itikadî meselelerde akıl ve mantığa da başvurmuştur. Bilginin
sadece akıl yoluyla değil, ilham gibi farklı yollarla da elde edilebileceğini savunarak kelam
metodolojisinin ötesine geçmiştir. Ona göre ilham da bilgi edinmede geçerli ve güvenilir bir
kaynaktır. Rûhu'l-Beyân tefsirinde Allah'ın varlığı konusu sistematik biçimde incelendiğinde,
Bursevî'nin bu meseleye belirli kavramlar çerçevesinde yaklaştığı görülmektedir. Tevhid,
marifet ve basiret bu kavramların başında gelmektedir. Bu kavramları kul-Allah ilişkisi
temelinde ele alarak açıklamıştır. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçen Allah'ın esmâ ve sıfatlarının,
O'nun tanınmasında önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır. Zira bir varlığı tanımak, onun
niteliklerini bilmekle mümkündür. Rûhu'l-Beyân tefsirinde, Allah'ın varlığına dair deliller
kelamî yöntemle değerlendirildiğinde şu başlıklarla özetlenebilir: Hudûs, İmkân, İlk Muharrik,
Mükemmel Varlık, Gaye ve Nizam, Dini Tecrübe, Fıtrat, Ahlak delilidir. Bu deliller arasında
özellikle dikkat çeken nokta, Bursevî'nin dini tecrübe deliline getirdiği özgün yorumdur. Bu
delili, marifetullah, seyr-ü sülûk ve sâlik kavramları üzerinden açıklamış ve tasavvufun nihai
mertebesi olan insan-ı kâmil düzeyine erişen bireylerin ulaşabileceği bir delil olarak
yorumlamıştır. Sonuç olarak bu çalışma, mutasavvıf kimliğiyle öne çıkan Bursevî'nin Allah'ın
varlığına dair deliller konusundaki özgün yorumlarını Rûhu'l-Beyân tefsiri çerçevesinde
inceleyerek, bu kadim arayışa kelâmî bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir.
Allah'ın varlığı ve birliği konusu, insanlığın en temel metafizik arayışlarından biridir. Kelam
ilminin ortaya çıkış amacı da bu arayışa cevap aramak ve insanlara makul açıklamalar
sunmaktır. Tasavvuf ilmi ise bir Müslüman'ın Rabb'ini tanıyarak O'na yakınlaşmasını ve
insanın arzu ve istekleri yerine ilahi iradeye yönelmesini sağlamayı hedefler. Her iki ilmin
ortak amacı, kul ile Yaratıcı arasındaki bağı güçlendirmektir. Bu çalışma, kelam ve tasavvuf
ilimlerinin Allah'ın varlığı konusundaki kesişim noktalarını ele almayı amaçlamaktadır.
Çalışmanın temel kaynağını oluşturan Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l Kur'ân adlı tefsirin müellifi
İsmâil Hakkı Bursevî, 17 yüzyılın önemli mutasavvıflarındandır ve Celvetiyye tarikatının
Hakkîlik kolunda şeyhlik yapmıştır. Aynı zamanda Bursa'da imamlık görevini sürdürürken
verdiği vaazlar sırasında Rûhu'l-Beyân tefsirini kaleme almıştır. Rivayetlerle desteklenen bu
tefsir, tasavvufî terminolojiye dayalı işârî bir karakter taşımaktadır. Bursevî, batınî bakış
açısına yönelmekle birlikte, itikadî meselelerde akıl ve mantığa da başvurmuştur. Bilginin
sadece akıl yoluyla değil, ilham gibi farklı yollarla da elde edilebileceğini savunarak kelam
metodolojisinin ötesine geçmiştir. Ona göre ilham da bilgi edinmede geçerli ve güvenilir bir
kaynaktır. Rûhu'l-Beyân tefsirinde Allah'ın varlığı konusu sistematik biçimde incelendiğinde,
Bursevî'nin bu meseleye belirli kavramlar çerçevesinde yaklaştığı görülmektedir. Tevhid,
marifet ve basiret bu kavramların başında gelmektedir. Bu kavramları kul-Allah ilişkisi
temelinde ele alarak açıklamıştır. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçen Allah'ın esmâ ve sıfatlarının,
O'nun tanınmasında önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır. Zira bir varlığı tanımak, onun
niteliklerini bilmekle mümkündür. Rûhu'l-Beyân tefsirinde, Allah'ın varlığına dair deliller
kelamî yöntemle değerlendirildiğinde şu başlıklarla özetlenebilir: Hudûs, İmkân, İlk Muharrik,
Mükemmel Varlık, Gaye ve Nizam, Dini Tecrübe, Fıtrat, Ahlak delilidir. Bu deliller arasında
özellikle dikkat çeken nokta, Bursevî'nin dini tecrübe deliline getirdiği özgün yorumdur. Bu
delili, marifetullah, seyr-ü sülûk ve sâlik kavramları üzerinden açıklamış ve tasavvufun nihai
mertebesi olan insan-ı kâmil düzeyine erişen bireylerin ulaşabileceği bir delil olarak
yorumlamıştır. Sonuç olarak bu çalışma, mutasavvıf kimliğiyle öne çıkan Bursevî'nin Allah'ın
varlığına dair deliller konusundaki özgün yorumlarını Rûhu'l-Beyân tefsiri çerçevesinde
inceleyerek, bu kadim arayışa kelâmî bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.