9786258724721
387932
https://www.marufkitap.com/fikih-ahlak-iliskisi
Fıkıh-Ahlak İlişkisi
460
Bu çalışma, İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan
ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya
başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır.
Temel amaç, fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını,
bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü, bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi
olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma boyunca, fıkhın klasik tanımında yer alan “kişinin
lehine ve aleyhine olanı bilmesi” ilkesinin, salt hukuki bir teknikten ziyade, derin bir ahlâkî
sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır. Adalet, ihsan, hüsün-kubuh ve hudûdullah gibi
temel kavramlar aracılığıyla, bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal
düzeyde temellendirilmiştir. Bu bağlamda ef'âl-i mükellefîn, diyânîkazâî hüküm ayrımı,
makâsıdü'ş-şerîa ve sedd-i zerîa gibi usûlî araçlar, normun şekilci yorumu ile maksat eksenli
yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır. Çalışmanın uygulama
safhasında; ibadetlerden borçlar hukukuna, aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine
kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz
edilmiştir. Karşılıklı rıza, zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin, fıkhın sosyal adaleti
ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur. Özellikle
“şer'î hile” tartışmaları ekseninde, hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı
yozlaşma eleştirilmiş; lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle
irdelenmiştir. Netice itibarıyla bu eser, günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde
fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır. Kitap, fıkhı
bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden
konumlandırırken; “makâsıd eksenli bir fıkıh” tasavvurunun, çağdaş dünyada değer temelli
bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir.
Bu çalışma, İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan
ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya
başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır.
Temel amaç, fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını,
bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü, bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi
olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma boyunca, fıkhın klasik tanımında yer alan “kişinin
lehine ve aleyhine olanı bilmesi” ilkesinin, salt hukuki bir teknikten ziyade, derin bir ahlâkî
sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır. Adalet, ihsan, hüsün-kubuh ve hudûdullah gibi
temel kavramlar aracılığıyla, bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal
düzeyde temellendirilmiştir. Bu bağlamda ef'âl-i mükellefîn, diyânîkazâî hüküm ayrımı,
makâsıdü'ş-şerîa ve sedd-i zerîa gibi usûlî araçlar, normun şekilci yorumu ile maksat eksenli
yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır. Çalışmanın uygulama
safhasında; ibadetlerden borçlar hukukuna, aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine
kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz
edilmiştir. Karşılıklı rıza, zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin, fıkhın sosyal adaleti
ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur. Özellikle
“şer'î hile” tartışmaları ekseninde, hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı
yozlaşma eleştirilmiş; lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle
irdelenmiştir. Netice itibarıyla bu eser, günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde
fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır. Kitap, fıkhı
bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden
konumlandırırken; “makâsıd eksenli bir fıkıh” tasavvurunun, çağdaş dünyada değer temelli
bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.