9786258703177
387953
https://www.marufkitap.com/sozun-emaneti
Sözün Emaneti
208
İnsan konuşur. Fakat her konuşma söz değildir.
Modern dünya, insanın konuşma imkânlarını çoğalttı; fakat sözün
ağırlığını hafifletti. Sesler arttı, mecralar genişledi, cümleler çoğaldı.
Buna karşılık anlam derinleşmedi; bilakis seyrekleşti. İletişimin hızlandığı
bu çağda insan, hiç olmadığı kadar çok şey söylemekte; fakat giderek
daha az hakikate temas etmektedir.
Oysa söz, yalnızca bir ifade biçimi değildir. Söz; insanın kendisiyle,
başkasıyla, toplumla ve hakikatle kurduğu ilişkinin en sahici
tezahürlerinden biridir. Bu yönüyle o, sadece dilsel bir üretim değil; aynı
zamanda ahlaki bir yük, varoluşsal bir beyan ve korunması gereken bir
emanettir.
Sözün Emaneti, dili ve iletişimi yalnızca teknik bir beceri alanı olarak
değil; ontolojik, ahlaki ve medeniyet kurucu bir mesele olarak ele
almaktadır. Bezm-i Elest'ten dijital çağa, antik hitabetten İslam
düşüncesine, medrese ve Enderun terbiyesinden Anadolu irfanına,
modern psikolojiden modern insanın anlam krizine uzanan geniş bir
çerçevede sözün nasıl hafiflediğini, insanın dil ile nasıl biçimlendiğini ve
kelimenin nasıl yeniden haysiyet kazanabileceğini tartışmaktadır.
Bu kitap, laf kalabalığı içinde anlamı; hızın içinde hikmeti; görünürlüğün
içinde sahiciliği; iletişimin içinde ilişkiyi arayanlar için bir çağrıdır.
Çünkü söz, yalnızca söylenen değil; taşınan, korunan ve sonunda hesabı
verilen bir emanettir.
İnsan konuşur. Fakat her konuşma söz değildir.
Modern dünya, insanın konuşma imkânlarını çoğalttı; fakat sözün
ağırlığını hafifletti. Sesler arttı, mecralar genişledi, cümleler çoğaldı.
Buna karşılık anlam derinleşmedi; bilakis seyrekleşti. İletişimin hızlandığı
bu çağda insan, hiç olmadığı kadar çok şey söylemekte; fakat giderek
daha az hakikate temas etmektedir.
Oysa söz, yalnızca bir ifade biçimi değildir. Söz; insanın kendisiyle,
başkasıyla, toplumla ve hakikatle kurduğu ilişkinin en sahici
tezahürlerinden biridir. Bu yönüyle o, sadece dilsel bir üretim değil; aynı
zamanda ahlaki bir yük, varoluşsal bir beyan ve korunması gereken bir
emanettir.
Sözün Emaneti, dili ve iletişimi yalnızca teknik bir beceri alanı olarak
değil; ontolojik, ahlaki ve medeniyet kurucu bir mesele olarak ele
almaktadır. Bezm-i Elest'ten dijital çağa, antik hitabetten İslam
düşüncesine, medrese ve Enderun terbiyesinden Anadolu irfanına,
modern psikolojiden modern insanın anlam krizine uzanan geniş bir
çerçevede sözün nasıl hafiflediğini, insanın dil ile nasıl biçimlendiğini ve
kelimenin nasıl yeniden haysiyet kazanabileceğini tartışmaktadır.
Bu kitap, laf kalabalığı içinde anlamı; hızın içinde hikmeti; görünürlüğün
içinde sahiciliği; iletişimin içinde ilişkiyi arayanlar için bir çağrıdır.
Çünkü söz, yalnızca söylenen değil; taşınan, korunan ve sonunda hesabı
verilen bir emanettir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.