9786057562685
387772
https://www.marufkitap.com/naksibendiyye-yolunun-esaslari
Nakşibendiyye Yolunun Esasları
637.5
İslâm medeniyetinin inşasında mühim bir rol üstlenen tasavvuf; asırlar boyunca tatbik ettiği terbiye usulleriyle müntesiplerini mânen tekâmül ettirerek onları, “Cenâb-ı Hakk'ı görürcesine kulluk etmek” şeklinde tarif edilen “ihsân” şuûruna eriştirmeyi gaye edinen bir irfan mektebidir. İnsanı, kulluğun en yüce gayesi olan “rızâ-yı ilâhî” mertebesine ulaştırmayı nihaî hedef olarak belirleyen bu mektebin müesseseleşmiş tezahürleri mahiyetindeki tarikatlar ise tarih boyunca faaliyet gösterdikleri bölgelerde cemiyetin manevî sığınağı ve içtimaî huzurun teminatı olagelmişlerdir.
Söz konusu tarikatların en müessirlerinden biri sayılan Nakşibendiyye, şer‘î esaslara kayıtsız teslimiyeti temel kâide olarak benimsemesi sebebiyle ulemâdan vüzerâya kadar geniş bir zümre tarafından kabul görmüş; Orta Asya'dan Anadolu'ya, Uzak Doğu'dan Balkanlar'a kadar uzanan muazzam bir coğrafyada İslâm dünyasının birlik ruhunu perçinlemiş ve kıtalar ötesi bir uhuvvet köprüsü tesis etmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han devrinden itibaren Anadolu'nun manevî dokusunun teşekkülünde kilit rol üstlenen Nakşibendiyye yolu, Osmanlı Devleti'nin en sancılı döneminde Hâlidiyye şubesi vasıtasıyla hayatî bir vazife deruhte etmiştir. Özellikle Sultan II. Abdülhamid Han'ın, İslâm coğrafyasını parçalamayı hedefleyen emperyalist güçlere karşı yürüttüğü “İttihâd-ı İslâm” siyasetine verdiği tavizsiz destekle Müslümanların, kardeşlik hukuku etrafında kenetlenmesine yardımcı olmuş ve devletin bekası adına tarihî bir mesuliyet üstlenmiştir.
Elinizdeki bu kitap, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin yeğeni Muhammed Es'ad es-Sâhib tarafından Nakşibendiyye-Hâlidiyye geleneğinin temel umdeleri olan “râbıta”, “teveccüh” ve “hatm-i hâcegân” konularını aklî ve naklî delillerle müdâfaa ve izah etmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Tasavvuf literatüründe müstesna bir mevkii haiz olan bu eserin, sarsılmaz bir İslâm kardeşliğinin tesisine vesile olmasını Cenâb-ı Hakk'tan niyaz ederiz.
İslâm medeniyetinin inşasında mühim bir rol üstlenen tasavvuf; asırlar boyunca tatbik ettiği terbiye usulleriyle müntesiplerini mânen tekâmül ettirerek onları, “Cenâb-ı Hakk'ı görürcesine kulluk etmek” şeklinde tarif edilen “ihsân” şuûruna eriştirmeyi gaye edinen bir irfan mektebidir. İnsanı, kulluğun en yüce gayesi olan “rızâ-yı ilâhî” mertebesine ulaştırmayı nihaî hedef olarak belirleyen bu mektebin müesseseleşmiş tezahürleri mahiyetindeki tarikatlar ise tarih boyunca faaliyet gösterdikleri bölgelerde cemiyetin manevî sığınağı ve içtimaî huzurun teminatı olagelmişlerdir.
Söz konusu tarikatların en müessirlerinden biri sayılan Nakşibendiyye, şer‘î esaslara kayıtsız teslimiyeti temel kâide olarak benimsemesi sebebiyle ulemâdan vüzerâya kadar geniş bir zümre tarafından kabul görmüş; Orta Asya'dan Anadolu'ya, Uzak Doğu'dan Balkanlar'a kadar uzanan muazzam bir coğrafyada İslâm dünyasının birlik ruhunu perçinlemiş ve kıtalar ötesi bir uhuvvet köprüsü tesis etmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han devrinden itibaren Anadolu'nun manevî dokusunun teşekkülünde kilit rol üstlenen Nakşibendiyye yolu, Osmanlı Devleti'nin en sancılı döneminde Hâlidiyye şubesi vasıtasıyla hayatî bir vazife deruhte etmiştir. Özellikle Sultan II. Abdülhamid Han'ın, İslâm coğrafyasını parçalamayı hedefleyen emperyalist güçlere karşı yürüttüğü “İttihâd-ı İslâm” siyasetine verdiği tavizsiz destekle Müslümanların, kardeşlik hukuku etrafında kenetlenmesine yardımcı olmuş ve devletin bekası adına tarihî bir mesuliyet üstlenmiştir.
Elinizdeki bu kitap, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin yeğeni Muhammed Es'ad es-Sâhib tarafından Nakşibendiyye-Hâlidiyye geleneğinin temel umdeleri olan “râbıta”, “teveccüh” ve “hatm-i hâcegân” konularını aklî ve naklî delillerle müdâfaa ve izah etmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Tasavvuf literatüründe müstesna bir mevkii haiz olan bu eserin, sarsılmaz bir İslâm kardeşliğinin tesisine vesile olmasını Cenâb-ı Hakk'tan niyaz ederiz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.